ATIF KIŞLA.
Uzun yıllar zor ama eğlenceli, üretken çalışma saatlerinde
birlikte olduğumuz, Bornova Belediyesi eski müdürlerinden, yol arkadaşımız Atıf
Kışla ile, onu bizden sonsuza dek ayıracak talihsiz kazadan on gün önce bir
araya gelmiştik.
Hiç değişmeyen telaşlı konuşma alışkanlığıyla, arada bir çocuk gibi heyecanlanarak geleceğe ilişkin yeni tasarılarından söz etmiş, her zaman yaptığı gibi bizim de düşüncelerimizi almayı, daha başka neler olması ve nasıl yapılması gerektiğini de sormayı ihmal etmemişti.
Yıllık iznindeydi. Çorum'daki yeğeninin nişanını yapmak için yol
hazırlıkları ile ilgileniyordu. O gün orada, demli çaylar içtiğimiz sıcak
söyleşinin sonrasında ve ayrılık anı gelip çattığında, hiçbirini -siyasi duruşu
nedeniyle kendisine kızanları bile- ayırmadan tüm belediye ve şantiye
personeline selam söylemişti.
"Yükü çok ağır, anlamlı selamlarını beklenmedik ölümünün
ardından yapacağım anma konuşmasında, sizlere iletmek zorunda kalacağımı
elbette düşünemezdim." (Şantiye'de. Anma Konuşması'ndan)
* * *
Dostumuz Atıf Kışla, kayda değer hizmet üretimleri
gerçekleştirdiğimiz günlerde de, kendini kahredip başka belediyeye gitmesine
neden olan koşullarda da, hiçbir emek arkadaşını birbirinden ayrı görmedi, ola
ki kırılmışlığını ve dargınlığını belli etmedi. Sınıfların, sömürünün, hiçbir
ötekileştirmenin ve ayrımcılığın olmayacağı, başka bir eşit/ adil dünyanın var
olabileceğine inandığından, kendisiyle ve insanlarla barışık, paylaşımcı ve
hoşgörülü bir insandı.
Bornova’daki görevinde yaşadığı tüm olumsuzluklara, hak etmediği
yaptırımlara karşın, bağışlayıcı yanını, emek eksenli dostluğunu ve sıcaklığını
her zaman canlı tuttu. Her ne olursa olsun, ne denirse densin asla kin
beslemedi ve öfke duymadı. Nefret söylemi kullandığı görülmedi. Onun
tek kızgınlığı, yoğunlaştırdığı dikkati, değiştirmeye çalıştığımız insan
emeğinin sömürüsüne dayanan, günbegün çürüyen sisteme yönelikti.
* * *
Atıf Kışla Makine mühendisiydi. Düzgün çalışan makineler gibi,
toplumsal sistemin de, eşit/ adil, emekten/ üretimden yana işlemesini isteyen,
bunun için çaba gösteren kararlı insanlarımızdan birisiydi. Uzun zamanlar
Bornova Belediyesi- Fen İşleri’nde mühendislik görevleri, Vasıtalar ve
Atölyeler’de, son olarak da destek hizmetlerinde İdari İşler Müdürlüğü yaptı.
Müdürlüğünün çalışma ve uygulama alanı olan Bakım ve Onarım
Şantiyesi yetki ve sorumluluğunu, birbirimizi tanıdığımızdan, aynı dünya
görüşünü paylaştığımızdan, kısa bir görüşmeden sonra, gönül rahatlığı ile bize
verdi. Bornova Belediyesi’ndeki bu son görevinde, tam bir özdeşlik, uygunluk ve
eşgüdüm içinde çalıştık. Bornova Belediyesi tarihinde ilk kez, ihalesiz/
torpilsiz halka dönük/ halk için, paylaşımcı ve dayanışmacı hizmet üretiminin koşullarını
yakalamıştık. Bu olanağı, izin verildiği son ana dek değerlendireceğimize dair
birbirimize söz verdik.
Kendisini yenileyen, eleştiren, sorgulayan, tartışan bir anlayış
ve imece ruhu ile, hedefimize koyduğumuz toplumcu hizmet üretimini ortak akılla
hayata geçirecek, kanıksanmış klasik belediyecilik anlayışının, geleneksel
ihaleci, çıkarcı, rant düşkünü saltanatının duvarlarını zorlayacaktık. Tarihini
kestiremesek de, fincancı katırlarını ürküten bu alışılmadık hizmet
çalışmalarına uzun zaman izin verilmeyeceğini ve sonumuzun ne olacağını elbette
biliyorduk. Kaçınılmaz sonu, asla birbirimize belli etmeden, dillendirmeden iş
programımızı hızla uygulamaya başladık.
Yapılandırılmasına çalıştığımız kamucu hizmet sisteminin,
sağlıklı ilişkiler ve akılcı bir iş programı temelinde işlemesi üzerinde kafa
yoran, bunun için özveri ile uğraş veren birisi olarak Atıf Kışla, şantiye ve
alan çalışmalarımızda hep önümüzü açtı. Bürokratik engellerde hep tampon oldu, şantiye
çalışanlarına, emeklerine sahip çıktı. Altı ayı geçmeyen, ayrıntıları ile
belirlediğimiz iş programımıza uygun yürüyen kısa çalışma sürecimizde, halkın
yaşam kalitesini, doğayı korumayı, çevre duyarlılığını ve toplum değerlerini
hedefleyen, kalıcı bir şantiye örgütlülüğünün kurumsallaşmasını başaramasak da,
izin verilen sınırlı koşullarda yararlı işler yapılabileceğini göstermiş olduk.
Ek hizmet birimi çalışanlarının, muhtarların, pazarcı esnafının
ve okul müdürlerinin beğenisini ve onayını kazanan tüm çalışmalarımız, kolaycı
ve faydacı bir kafayla işleri dışarıya, şirketlere verme -ihale etme-
alışkanlığı belediyenin defterinden silinerek, tümüyle elimizdeki malzeme ve
hurdalık stoklarına, insan emeğine, ekip çalışmasına ve imece ruhuna
dayanılarak başarılmıştır.
Ancak alışılmış ve kanıksanmış mevcut statükoyla ve onun çürümüş
ilişkileri ile uğraşmak, yerleşmiş hantal yapının yıpratıcı kirli oyunlarının,
dedikodularının üstesinden gelebilmek
çok zordu. Bunu, elbette çalışmalarımıza başlamadan önce göremezdik. Alan
çalışmalarına başladığımız daha ilk günlerde, üstlendiğimiz sorumluluğun ne
denli zor olduğunu gördük. Aynı şantiyede uygulama yapan ve işe çıkan yapan şantiye
şeflerinin, o günkü iş ve çalışma programlarından birbirlerini haberdar ederek,
sözüm ona yardımlaşarak, yani eşgüdüm içinde çalışacaklardı. Kepçe, dozer,
kompresör, hilti- kırıcı ve bunun gibi büyük iş makineleri Fen İşleri Müd.lüğünün,
yani var olan egemen yapının kontrolündeydi.
Durum böyle olunca, işler uzadı. Hatta hiç yapılamayanlar,
bitiremediklerimiz bile oldu. Başkanlık makamına da sorunlarımızı,
gerekçelerimizi yerinde ve zamanında anlatma olanağı da bulamayınca, geciken,
yapılamayan hizmetlerin sorumluluğu da İdari İşler Müd.lüğü Bakım- Onarım
Şantiyesi üzerinde kaldı. Yaşatılan çok açık bir kumpastı. Artık yakın süreçte
görevlerimizden alınmamız, tüm sorumluluklarımıza son verilmesi vardı.
Bu gerçeği konuşup vakit yitirmemiz yanlış olacaktı. “Durun!..
Buraya kadar...” diyecekleri güne dek iş programımızı hızla uygulamaya devam
edecek, ihalesiz ve hiçbir destek almaksızın öz gücümüzle başladığımız çalışmaları,
onca bürokratik engellemelere, iş makinesi ekipman, personel desteği vermeme
gibi fiili çelmelere karşın, fazla çalışma bedeli, fazla mesai ücreti -zaten
verilmiyordu ya- istemeden bitirmeye çabalayacaktık.
* * *
Şantiyemiz sorumluluğundaki alan çalışmalarımızda, demokratik,
katılımcı, üretken, sorgulayıcı ilişkilerin egemen olduğu “Bakım ve Onarım”
yapılanması, düşünce ve tasarımlarını, ancak 26 Kasım 2006 / 27 Mayıs 2007
tarihleri arasında gerçekleştirme olanağı bulabilmiştir. Bornova ilçe sınırları
içindeki, başta belediye hizmet binaları olmak üzere, pazar ve otopark yerleri,
park ve bahçelerde, muhtarlık ve ilköğretim okulları binalarında
gerçekleştirilen sıhhi tesisat, elektrik, marangozluk, demircilik ve boyacılık
hizmetlerinin detaylı bilgileri, imza altına alınmış 194 sayfalık, Çalışma
Raporlarımız klasöründe belgelidir.
* * *
Anılan tarihler arasında, halen yaşayanlarının tanıklığında
gözler önüne serilen bir başka gerçeklik de, çalışma yaşamındaki vahşi sistemle
ilgilidir. Kanıtlanmıştır ki:
Yerel bir yönetimlerde, modern kölecilikten başka bir anlamı ve
açıklaması olmayan taşeron sistemine sarılmadan da belediyecilik
yapılabilir. İdari İşler Şantiyesi, pratiği ile göstermiştir ki, bugün
yerel yönetimlere yerleşmiş egemen hizmet anlayışı emekçi halkın çıkarlarına ve
beklentilerine de, sosyal ve kültürel gereksinimlerine de terstir. İşçileri
tıpkı elma portakal gibi elle sayan, hizmetle ilgisi olmayan bilgisiz/
niteliksiz paradan başka bir şey düşünmeyen ve fabrikatör kafalı aç
gözlülerin “İşçi Başı” (*) üzerinden utanmazca kazanç sağlamalarına izin
vermeden, kaynağı halkın ödediği vergiler olan belediye ödeneğini çarçur
etmeden vatandaşa hizmet verilebilir.
* * *
İnsanlığın tarihinde, bilimsel, yenilikçi, halktan yana,
demokratik olan bir ileri üretim biçiminin, rantçı egemen düzence engellenmesi,
şeytanlaştırılması ne kadar gerçekse, merkezine haklın çıkarlarını ve insan
emeğini koyan hizmet çalışmalarımıza ancak altı ay tahammül edilebilmesi de,
bir o kadar anlamlıdır.
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------
( * ) Kapitalizmin vahşi sömürü dünyasının
arsız ve ahlaksız ilişkileri içinde, taşeronlar işçilerin alın teri üzerinden
gasp ettikleri paralardan konuşurlarken, utanmazca sırıtarak: “Kelle başı” derler,
“Kelle başında şu kadar, toplamda bu kadar para kazandık.”
Hasan Oğuz Bilgen, Ağustos 2007. Eshot Şantiyesi- Bornova.
* * *
Not : Herkesin kendisini kurtarmaya çalıştığı ortamda,
başkalarını kurtarmaya çalışan Atıf Kışla, Bornova’dan ayrılmak zorunda
kalışından üç ay sonra, 25 Ağustos 2007 tarihinde, yine insanlarla dayanışmak,
sevgisini ve insanlığını paylaşmak için Çorum’a gittiğinde, Amasya ilinde
karıştığı haksız bir trafik kazasında bizden sonsuza dek ayrıldı.
Bu metin, 2007 yılının eylül sonlarında, Bornova Belediye Fen
İşleri Şantiyesi” nde, dönemin İzmir Büyük Şehir Belediyesi başkan ve
yetkililerinin de bulunduğu bir toplantıda, işyeri baş temsilcisinin, imece ve dayanışma
gönüllüsü, sevgili dostumuz ve yoldaşımız Atıf Kışla için, tüm belediye
emekçileri adına yaptığı anma konuşmasından alınmıştır.
http://www.ozgurmedya.org/newsdetail.asp…
https://alibabadanmasallar.blogspot.com/2015/12/imece-gonullusu-atifkisla-uzunyllar.html
http://www.ozgurmedya.org/newsdetail.asp…
https://alibabadanmasallar.blogspot.com/2015/12/imece-gonullusu-atifkisla-uzunyllar.html


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder