13 Aralık 2015 Pazar

DAYANIŞMA ve İMECE GÖNÜLLÜSÜ ( SON 4 )

ATIF KIŞLA.

 

Uzun yıllar zor ama eğlenceli, üretken çalışma saatlerinde birlikte olduğumuz, Bornova Belediyesi eski müdürlerinden, yol arkadaşımız Atıf Kışla ile, onu bizden sonsuza dek ayıracak talihsiz kazadan on gün önce bir araya gelmiştik.

Hiç değişmeyen telaşlı konuşma alışkanlığıyla, arada bir çocuk gibi heyecanlanarak geleceğe ilişkin yeni tasarılarından söz etmiş, her zaman yaptığı gibi bizim de düşüncelerimizi almayı, daha başka neler olması ve nasıl yapılması gerektiğini de sormayı ihmal etmemişti. 

Yıllık iznindeydi. Çorum'daki yeğeninin nişanını yapmak için yol hazırlıkları ile ilgileniyordu. O gün orada, demli çaylar içtiğimiz sıcak söyleşinin sonrasında ve ayrılık anı gelip çattığında, hiçbirini -siyasi duruşu nedeniyle kendisine kızanları bile- ayırmadan tüm belediye ve şantiye personeline selam söylemişti. 

"Yükü çok ağır, anlamlı selamlarını beklenmedik ölümünün ardından yapacağım anma konuşmasında, sizlere iletmek zorunda kalacağımı elbette düşünemezdim." (Şantiye'de. Anma Konuşması'ndan)


*   *   *

Dostumuz Atıf Kışla, kayda değer hizmet üretimleri gerçekleştirdiğimiz günlerde de, kendini kahredip başka belediyeye gitmesine neden olan koşullarda da, hiçbir emek arkadaşını birbirinden ayrı görmedi, ola ki kırılmışlığını ve dargınlığını belli etmedi. Sınıfların, sömürünün, hiçbir ötekileştirmenin ve ayrımcılığın olmayacağı, başka bir eşit/ adil dünyanın var olabileceğine inandığından, kendisiyle ve insanlarla barışık, paylaşımcı ve hoşgörülü bir insandı.  

Bornova’daki görevinde yaşadığı tüm olumsuzluklara, hak etmediği yaptırımlara karşın, bağışlayıcı yanını, emek eksenli dostluğunu ve sıcaklığını her zaman canlı tuttu. Her ne olursa olsun, ne denirse densin asla kin beslemedi ve öfke duymadı. Nefret söylemi kullandığı görülmedi. Onun tek kızgınlığı, yoğunlaştırdığı dikkati, değiştirmeye çalıştığımız insan emeğinin sömürüsüne dayanan, günbegün çürüyen sisteme yönelikti. 


*   *   *

Atıf Kışla Makine mühendisiydi. Düzgün çalışan makineler gibi, toplumsal sistemin de, eşit/ adil, emekten/ üretimden yana işlemesini isteyen, bunun için çaba gösteren kararlı insanlarımızdan birisiydi. Uzun zamanlar Bornova Belediyesi- Fen İşleri’nde mühendislik görevleri, Vasıtalar ve Atölyeler’de, son olarak da destek hizmetlerinde İdari İşler Müdürlüğü yaptı.

Müdürlüğünün çalışma ve uygulama alanı olan Bakım ve Onarım Şantiyesi yetki ve sorumluluğunu, birbirimizi tanıdığımızdan, aynı dünya görüşünü paylaştığımızdan, kısa bir görüşmeden sonra, gönül rahatlığı ile bize verdi. Bornova Belediyesi’ndeki bu son görevinde, tam bir özdeşlik, uygunluk ve eşgüdüm içinde çalıştık. Bornova Belediyesi tarihinde ilk kez, ihalesiz/ torpilsiz halka dönük/ halk için, paylaşımcı ve dayanışmacı hizmet üretiminin koşullarını yakalamıştık. Bu olanağı, izin verildiği son ana dek değerlendireceğimize dair birbirimize söz verdik.  

Kendisini yenileyen, eleştiren, sorgulayan, tartışan bir anlayış ve imece ruhu ile, hedefimize koyduğumuz toplumcu hizmet üretimini ortak akılla hayata geçirecek, kanıksanmış klasik belediyecilik anlayışının, geleneksel ihaleci, çıkarcı, rant düşkünü saltanatının duvarlarını zorlayacaktık. Tarihini kestiremesek de, fincancı katırlarını ürküten bu alışılmadık hizmet çalışmalarına uzun zaman izin verilmeyeceğini ve sonumuzun ne olacağını elbette biliyorduk. Kaçınılmaz sonu, asla birbirimize belli etmeden, dillendirmeden iş programımızı hızla uygulamaya başladık.

Yapılandırılmasına çalıştığımız kamucu hizmet sisteminin, sağlıklı ilişkiler ve akılcı bir iş programı temelinde işlemesi üzerinde kafa yoran, bunun için özveri ile uğraş veren birisi olarak Atıf Kışla, şantiye ve alan çalışmalarımızda hep önümüzü açtı. Bürokratik engellerde hep tampon oldu, şantiye çalışanlarına, emeklerine sahip çıktı. Altı ayı geçmeyen, ayrıntıları ile belirlediğimiz iş programımıza uygun yürüyen kısa çalışma sürecimizde, halkın yaşam kalitesini, doğayı korumayı, çevre duyarlılığını ve toplum değerlerini hedefleyen, kalıcı bir şantiye örgütlülüğünün kurumsallaşmasını başaramasak da, izin verilen sınırlı koşullarda yararlı işler yapılabileceğini göstermiş olduk.

Ek hizmet birimi çalışanlarının, muhtarların, pazarcı esnafının ve okul müdürlerinin beğenisini ve onayını kazanan tüm çalışmalarımız, kolaycı ve faydacı bir kafayla işleri dışarıya, şirketlere verme -ihale etme- alışkanlığı belediyenin defterinden silinerek, tümüyle elimizdeki malzeme ve hurdalık stoklarına, insan emeğine, ekip çalışmasına ve imece ruhuna dayanılarak başarılmıştır.

Ancak alışılmış ve kanıksanmış mevcut statükoyla ve onun çürümüş ilişkileri ile uğraşmak, yerleşmiş hantal yapının yıpratıcı kirli oyunlarının, dedikodularının üstesinden gelebilmek çok zordu. Bunu, elbette çalışmalarımıza başlamadan önce göremezdik. Alan çalışmalarına başladığımız daha ilk günlerde, üstlendiğimiz sorumluluğun ne denli zor olduğunu gördük. Aynı şantiyede uygulama yapan ve işe çıkan yapan şantiye şeflerinin, o günkü iş ve çalışma programlarından birbirlerini haberdar ederek, sözüm ona yardımlaşarak, yani eşgüdüm içinde çalışacaklardı. Kepçe, dozer, kompresör, hilti- kırıcı ve bunun gibi büyük iş makineleri Fen İşleri Müd.lüğünün, yani var olan egemen yapının kontrolündeydi. 

Durum böyle olunca, işler uzadı. Hatta hiç yapılamayanlar, bitiremediklerimiz bile oldu. Başkanlık makamına da sorunlarımızı, gerekçelerimizi yerinde ve zamanında anlatma olanağı da bulamayınca, geciken, yapılamayan hizmetlerin sorumluluğu da İdari İşler Müd.lüğü Bakım- Onarım Şantiyesi üzerinde kaldı. Yaşatılan çok açık bir kumpastı. Artık yakın süreçte görevlerimizden alınmamız, tüm sorumluluklarımıza son verilmesi vardı.

Bu gerçeği konuşup vakit yitirmemiz yanlış olacaktı. “Durun!.. Buraya kadar...” diyecekleri güne dek iş programımızı hızla uygulamaya devam edecek, ihalesiz ve hiçbir destek almaksızın öz gücümüzle başladığımız çalışmaları, onca bürokratik engellemelere, iş makinesi ekipman, personel desteği vermeme gibi fiili çelmelere karşın, fazla çalışma bedeli, fazla mesai ücreti -zaten verilmiyordu ya- istemeden bitirmeye çabalayacaktık.


*   *   *

Şantiyemiz sorumluluğundaki alan çalışmalarımızda, demokratik, katılımcı, üretken, sorgulayıcı ilişkilerin egemen olduğu “Bakım ve Onarım” yapılanması, düşünce ve tasarımlarını, ancak 26 Kasım 2006 / 27 Mayıs 2007 tarihleri arasında gerçekleştirme olanağı bulabilmiştir. Bornova ilçe sınırları içindeki, başta belediye hizmet binaları olmak üzere, pazar ve otopark yerleri, park ve bahçelerde, muhtarlık ve ilköğretim okulları binalarında gerçekleştirilen sıhhi tesisat, elektrik, marangozluk, demircilik ve boyacılık hizmetlerinin detaylı bilgileri, imza altına alınmış 194 sayfalık, Çalışma Raporlarımız klasöründe belgelidir.


*   *   *

Anılan tarihler arasında, halen yaşayanlarının tanıklığında gözler önüne serilen bir başka gerçeklik de, çalışma yaşamındaki vahşi sistemle ilgilidir.  Kanıtlanmıştır ki:

Yerel bir yönetimlerde, modern kölecilikten başka bir anlamı ve açıklaması olmayan taşeron sistemine sarılmadan da belediyecilik yapılabilir. İdari İşler Şantiyesi, pratiği ile göstermiştir ki, bugün yerel yönetimlere yerleşmiş egemen hizmet anlayışı emekçi halkın çıkarlarına ve beklentilerine de, sosyal ve kültürel gereksinimlerine de terstir. İşçileri tıpkı elma portakal gibi elle sayan, hizmetle ilgisi olmayan bilgisiz/ niteliksiz paradan başka bir şey düşünmeyen ve fabrikatör kafalı aç gözlülerin  “İşçi Başı” (*) üzerinden utanmazca kazanç sağlamalarına izin vermeden, kaynağı halkın ödediği vergiler olan belediye ödeneğini çarçur etmeden vatandaşa hizmet verilebilir. 


*   *   *

İnsanlığın tarihinde, bilimsel, yenilikçi, halktan yana, demokratik olan bir ileri üretim biçiminin, rantçı egemen düzence engellenmesi, şeytanlaştırılması ne kadar gerçekse, merkezine haklın çıkarlarını ve insan emeğini koyan hizmet çalışmalarımıza ancak altı ay tahammül edilebilmesi de, bir o kadar anlamlıdır.

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------


( * ) Kapitalizmin vahşi sömürü dünyasının arsız ve ahlaksız ilişkileri içinde, taşeronlar işçilerin alın teri üzerinden gasp ettikleri paralardan konuşurlarken, utanmazca sırıtarak: “Kelle başı” derler, “Kelle başında şu kadar, toplamda bu kadar para kazandık.”

 

Hasan Oğuz Bilgen, Ağustos 2007. Eshot Şantiyesi- Bornova.

 

*   *   *

Not : Herkesin kendisini kurtarmaya çalıştığı ortamda, başkalarını kurtarmaya çalışan Atıf Kışla, Bornova’dan ayrılmak zorunda kalışından üç ay sonra, 25 Ağustos 2007 tarihinde, yine insanlarla dayanışmak, sevgisini ve insanlığını paylaşmak için Çorum’a gittiğinde, Amasya ilinde karıştığı haksız bir trafik kazasında bizden sonsuza dek ayrıldı. 

 

Bu metin, 2007 yılının eylül sonlarında, Bornova Belediye Fen İşleri Şantiyesi” nde, dönemin İzmir Büyük Şehir Belediyesi başkan ve yetkililerinin de bulunduğu bir toplantıda, işyeri baş temsilcisinin, imece ve dayanışma gönüllüsü, sevgili dostumuz ve yoldaşımız Atıf Kışla için, tüm belediye emekçileri adına yaptığı anma konuşmasından alınmıştır.

 

http://www.ozgurmedya.org/newsdetail.asp…

https://alibabadanmasallar.blogspot.com/2015/12/imece-gonullusu-atifkisla-uzunyllar.html

 

http://www.ozgurmedya.org/newsdetail.asp…

https://alibabadanmasallar.blogspot.com/2015/12/imece-gonullusu-atifkisla-uzunyllar.html



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder